24 Temmuz 2015 Cuma

Ode To My Father / Gukje Market / Babama Kaside (2014)

"O zamanlar, cesurca yaşayan bizlerin hikâyesi."
Genelde filmlerde anne ve kızları üzerinden gidip bizi can damarımızdan vururlar. Bu filmde ise baba ve oğlu üzerinden harika bir konu işlemişler. Güldüren, duygulandıran, yürek parçalayan, ağlatan bir film...
Ailelerin sessiz kahramanları babalar, farkında olmadığımız ama bizim için yaptıkları fedakarlıklar, vazgeçtikleri hayatları hayalleri...

14,251,777 kişiyle Güney Kore'de bugüne kadar en çok izlenen ikici film olan bu yapımın içinde her şey var aslında. 1950'de başlayan Kore savaşında Çinlilerden kaçarken babasını ve kızkardeşini kaybetmiş küçücük bir çocuğun, babasına verdiği sözü tutup ailenin reisi olmasını konu edinmiş duygu yoğunluğu had safhada olan bir film. Savaşın acı yüzünü, yoksulluğu, çaresizliği, dönemin getirdiği zorlukları gözler önüne seriyor. Hele hele şu günlerde dozu iyice artan Orta Doğu'da yaşanan ve ülkemizi de etkileyen savaş-terör olayları nedeniyle daha da bir etki bıraktı bu film bende. Şehitler verdiğimiz, içimizin parçalandığı terör saldırılarının olduğu, savaşın ortasında kalıp göç etmek zorunda kalan fakir ve biçare insanların kaçarak ülkemize sığındığı, tüm bunlara rağmen elimizden bir şeyin gelmediği, sadece yüreğimizin paramparça olduğu bu dönemde yaramıza tuz biber olacak olsa da filmi ilk fırsatta izlemenizi tavsiye ederim.

Film başladığı anda izleyeni içine alıyor, hızlı ama kopukluk hissi yaşatmadan her şeyi dozunda verip daldan dala atlayarak ilerliyor ve yaklaşık 60 yıllık bir zaman diliminden kesitler sunuyor bize. Kore Savaşı, Almanya'ya maden işçisi olarak gitme, Vietnam Savaşı... Bir saniyesinde bile sıkılmadım filmin. Hem güldüm hem de gözyaşlarım sel olup aktı izlerken.
Ve beni can evimden vuran o sözler:
"Düşünüyorum da; bu çetrefilli dönemde çocuklarımızın değil de bizim doğduğumuzu bilmek, bütün bu sıkıntıları bizim yaşadığımızı bilmek, insanın içini rahatlatmıyor mu?
Keşke bunların hiçbiri yaşanmamış olsaydı. Yine de bu zorlukları çocuklarımızın değil de ikimizin çekmesine minnettarım."

Aynılarını yaşamamamız için bu filmdeki gibi onca acıyı yaşayıp katlanan atalarımız, bize bu umarsız hayatımız için haklarını helal ederler mi ki acaba? Ya da biz, yarın kendi evlatlarımız böyle acılar çekmesin diye ne yapıyoruz? Bu filmi izledikten sonra oturup düşünmemiz gereken yüzlerce şey olduğunu tekrar görüyoruz.
Film için kelimelerim kifayetsiz kalıyor. Tek söyleyebileceğim,  vakit kaybetmeyin izleyin. Dram kaldıramam, ağır gelir, sıkılırım diyorsanız bile izleyin. İzlerken ağlamaktan kendinizden geçseniz, moralmen çökseniz ya da beğenmeyip sıkıntıdan patlasanız bile izleyin. Mutlaka izleyin. Sonuna kadar izleyin. Çünkü izlenmeyi son saniyesine kadar hak eden bir film. Ben bittiğinde keşke bitmese, devam etse dedim ama her şeyiyle dozunda olan film süre olarak da en ideal uzunluktaydı.

Son olarak şunu da ekleyeyeyim; arada gerçek görüntülerin verilmesi, yaşanmış acıları hissetmemiz adına çok etkili oldu. En iyi oyuncu bile gerçekte yüze yansıyan acıyı tam olarak veremez. O nedenle özellikle birbirini kaybetmiş aile üyelerinin verilen televizyon görüntüleri çok fena dağladı yüreğimi.
                                                         Fragman


2 yorum:

  1. Yazı çok güzel olmuş. Ne zamandır beklettiğim bu filmi artık izlemem gerektiğini hatırladım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de bekletmeyin izleyin. Şimdiden iyi seyirler dilerim.

      Sil